Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 ... 39 >>
Dersin ki olmasın râz-âgâh-ı neşve-i nâz
Cibrîl'e çeşm-i mestin mahmûr-ı hâb göster
"- Ey sevgili! Naz işvesinin sırrını (nazlanmaktaki sırrı) kimse bilmesin diyorsan, Cebrail seni çağırdığında mest gözünü uyku mahmuru göster."(İ.P)

Yiğit Özgür
incecikti
gül dalıydı
dokunsam kırılacaktı
dokunmadım
kurudu
gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç
ağaçlar bükmesinler n'olursun boyunlarını
neden akşam oluyorum tren kalkınca
kırlangıçlar birdenbire çekip gidince
mendiller sallanınca neden tıkanıyorum
öyle çok acımasız ki öyle birdenbire ki
az önceki çiçekler nasıl da diken diken
gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç o sularda çimdik, bitti; köprüleri geçtik bitti
o elmanın tadı orda, o kuş çoktan öttü, bitti
artık çocuk değiliz, susarak da bir şeyler diyebiliriz
günler devlet alacağı, yıllar bir kadehcik buzlu rakı
oyunlar oyuncaksı, oyuncaklar eski şarkı
kavaklara oklu yürek çizip duran o çakı
nerde şimdi nerde şimdi, nerde o kan sarhoşluğu
gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç
Hasan HÜSEYİN Korkmazgil

Yiğit Özgür
Resulullah süper bir insandı, ben o kadar değilim.
Resulullah yolda Ebu Bekir’i görse ‘Es Selamu Aleyküm Ya Sıddık’ derdi,
ben yolda Ebu Bekir’i görsem tanımam.
Resulullah asla yalan söylemezdi; ben annem ölürken hiç ağlamadım.
Ben annem ölürken çok ağladım çünkü annem
gırtlağından hırıltılar çıkarırken nasıl terliyordu, görmeliydiniz.
Resulullah Azrail’i yolda görse tanırdı;
ben Azrail’i annemin yanında görseydim ona bir çift lafım olurdu,
derdim ki şimdi yani af edersin ama o sıktığın annemin gırtlağı.
Resulullah olsa ona bunları söylesem o bana gülümserdi;
o bana gülümserdi ben ona derdim ki, anam babam yoluna feda olsun ey Allah’ın Resulü;
fakat şu koca melek, annemin gırtlağını sıkıyor, bir şeyler yapamaz mıyız?
Resulullah orada olsaydı annemin elini tutardı derdi ki ‘Kızım ha gayret!’;
ben orada olsaydım annemin elini tutardım ve derdim ki ‘Anneciğim ölmesen…’
Ben oradaydım annemin elini tuttum ve dedim ki ‘Anneciğim seni ben…’;
Annem döndü bana bir baktı o bakışı görmeliydiniz.
Resulullah o bakışı görseydi merhametten ağlardı;
ben o bakışı gördüm haşyetten bayılacaktım ama annem elimden tuttu.
Ne tuhaf, anneler ölürken bile çocuklarının
Anneler ölürken bile çocuklarının ellerini bırakmıyor ne tuhaf…
Resulullah çok şanslı bir insan
annesi öldüğünde o küçücüktü;
benim annem öldüğünde ben küçücük değildim,
zaten şanslı birisi de değilimdir, filmlerim iş yapmaz.
Annem daha yeni öldü fazla uzaklaşmış olamaz!
Olamaz dedim annem son nefesini alıp da vermeyince
Verse de ben alsam onu, içim ferahlasa, siz de görseniz
Resulullah tutsa annemin elinden birlikte geçseler çölü
Nasıl olsa Resulullah da ölü annem de ölü.
Ah Muhsin Ünlü

Ali Ayçil'in okuduğum ilk kitabı. Kitap 2-3 sayfalık denemelerden oluşuyor. Yazılar çok içten ve sıcak. Yazıların kısa olması sebebiyle şu yazıyı da okuyayım diye diye hızlıca bitiriyorsunuz kitabı. Kitaptan alıntıları blogumda bulabilirsiniz.
"Ansızın çalan sayısız zil, sabahın üzerine telaşlı bir gömlek giydiriyor. Dinlenmiş bir bedeni değil, bir geç kalma korkusunu uyandırıyoruz nicedir. Zamanı dünyevîleştirdiğimiz için, ne kadar erken kalkarsak kalkalım. bir türlü yetişemiyoruz meleklerin dağıttığı rızka. O rızıktan nasiplenecek iç rahatlığına da, şükür duygusuna da yer kalmadı bedenimizdi. Telaşla kalkıyor, eşiklerimizi telaşla geçiyor, çocukları telaşla okuluna bırakıyor, telaşla oturuyoruz işimizin başına. Kendisine sayısız eşyayla bağlandığımız hayatın, biraz ağır kalırsak bizden öç alacağını biliyoruz. Ekmekle alın teri arasındaki o kanaatkâr yolun yolcuları değiliz. Bunca didinmemize rağmen karnını bir türlü doyuramadığımız bir konforun amelesi olduğumuzun farkındayız. Hiçbirimizde, ekmekle alın teri arasındaki o kanaatkâr yola dönecek cesaret yok. Dahası, böyle bir ihtimal bile uykumuzu kaçırıyor, huzurumuzu bozuyor. Varsın bizden uzak olsun iç ferahlığı ve şükür; varsın telaştan bir sabah çullanıp dursun üstümüze; varsın okşamasın gamsız bir vakit tüylerimizi. Yeter ki, onca meşakkatle uhdesine girdiğimiz eşya, ismimizi çeteleden çıkarmasın. Çünkü ismimize gösterilen hürmetin kapılarını açan o...
Oysa ansızın geçiyor yıllar. İçimizde bir felaket duygusu bırakan o yağmurlar, uzak bir ülkenin habercisine dönüşüyorlar zamanla. Zamanla, bir izdiham içinde büyüyen çocuklara, merhametle göz gezdirmeye başlıyoruz. Sayısız mevsim boyunca sıcaklığına tutunduğumuz eşya, bizi kendi ismimizle, kendi bedenimizin sıcaklığıyla baş başa bırakıyor nihayet. Anlıyoruz ki, helak olmak için ille de gökten büyük bir cezanın inmesine gerek yokmuş. Anlıyoruz ki, bizim helakimiz, kendimizden başkası değilmiş..."
Ali Ayçil - Kovulmuşların Evi

Ankara'da canınız balık yemek istediğinde gidebileceğiniz hoş mekanlardan birisi de Fevzi Hoca Balık Lokantası. Balıklar oldukça taze ve servis hızlı. Hamsilerin kılçıklarını çıkarmıyorlar. Balıklar lezzetliydi. Yemekten sonra tatlı ikramları var, laz böreği veriyorlar normalde ama o bitmişti bizim gittiğimizde. Onun yerine tereyağlı fındıklı hurma verdiler. Çok lezzetliydi. Yemekten önce kaygana veriliyor. Lokantada içki yok. Fevzi Hoca'nın ilginç hikayesini de sitelerinde okuyabilirsiniz.Yiyeceğiniz balığa göre lokanta pahalı ya da hesaplı olabilir. Mesela tek kişilik deniz levreği 25 lira, çift kişilik hamsi tava 16 lira. Bu arada başbakan dahil birçok ünlü kişiler bu mekana gitmektedir. Genel olarak tavsiye ederim.
Adres tarifi: Eskişehir yolunda Armadayı geçtikten sonra sağa dönün, tobb üniversitesini geçtikten sonra üst geçitin olduğu yerden (gazi otel) sağa dönün ve o yolda ilerledikten sonra biraz ilerden göbekten u dönüşü yapın. Döndükten sonra biraz ilerleyince güvenliğin olduğu bir giriş var, oradan girin ve ordan sorun Fevzi Hoca'yı. Orman Bakanlığı Lojmanları içerisinde.
Bu haftasonu bazı akrabalar bizi ziyarete geldi.Canım eşim güzel pastalar çörekler yaptı. Resimde gördüğünüz masa bu pastalar ve çöreklere ait. Menüde olanlar : Kısır,mercimekli köfte,ıslak kek,hindistan cevizli kurabiye,elmalı pasta,baklava,patatesli ve peynirli börek ve cevizli açma. Ayrıca masada kayısı kurusu,kuru üzüm,badem ve dut kurusundan oluşan kuruyemiş de vardı. Afiyet olsun ![]()

http://www.lezzetvadisi.com/yemek-tarifleri/ekler-pasta.html sitesindeki tarifi uyguladım. Güzel bir tarifdi. Orada 30-35 dakika demiş fırında ama siz kendi fırınınıza göre bakın çünkü bizim fırında 25 dakikada yanma durumuna geldi çıkardık. Tam zamanında çıkarmışız. Lezzetli hafif bir ekler pasta oldu. Tavsiye ederim ![]()