
Sevgiliye hitaben yazılmış aşk yazıları. Çok fazla süslü cümleler kullanılmış ki bazen anlamak çok zor oluyor. Bazı yazıların aralarına beyitler serpiştirilmiş. Güzel yazılar da var ama bazen hep aynı şeyi okuyormuş gibi oluyorsunuz. Ben okurken sıkıldım ve zor bitirdim kitabı.
Kitapyurdu Tanıtımı :
Edebiyatımızın yeni yüzü, genç yazar Güçer Kafa, yürekteki kor ateşi andıran bu eseri ile ilk defa okuyucunun huzurunda. Sevda, idrâk ve özlem perspektifinde coşkun duyguların bir şiir gibi savrulduğu bu yazılar, sayfalar ilerledikçe mümkündür ki size de çok tanıdık gelecektir.
Sevdim..
İçimdeki sevdanın kuvvetiyle,
âleme kafa tutan bir devdim..
Sevdim..
Paşa gönlün bilir..
Büyük davalarda küçük hesaplar gütmedim ben..
Belki de bu sebepten kanar hayallerim..
Yalnız başıma taşımaktan yüksünmediğim aşk yükünü,
gayrı kimseyle paylaşmam korkma..
İlhamın kor soluğu ile yanan nidalara sarmalamam ismini..
Ah da etmem ardın sıra..
Unutmayı da unuturum belki..

Hakan Günday yine tarzını konuşturmuş. Çok hoş ve ilginç tespitler ve düşünceler var. Oldukça sürükleyici ve etkileyici bir kitap. Kitapta piç diye tabir edilen kendine özgü kuralları olan serseri tipindeki dört insanın başından geçenler anlatılıyor. Tavsiye ederim. Hakan Günday'ın diğer kitaplarını da okuyacağım kesinlikle.

Her sayfası ayrı bir heyecan her sayfası ayrı bir gerilim. Kitabı elinizden bırakamıyorsunuz. Bir solukta okuyorsunuz. Değme macera filmlerine taş çıkarır. Eğer bir macera romanı okumak istiyorsanız kesinlikle tavsiye ederim.

Hakan Günday yazmış kitabı. Daha önce bazı alıntılar attım kitaptan. Entellektüel piskopat iki katilin hayat hikayesini anlatan, zaman zaman macera,zaman zaman felsefik bir roman. Kötüyle mücadele eden iki insanın hikayesi. Kesinlikle sıkmayan, bazen gülümseten bazen düşündüren çok güzel bir kitap.

Kitabın bunalımlı,sürekli kendiyle hesaplaşan ve karamsar bir havası var. Ama kitap oldukca akıcı ve merakla okuyorsunuz. Çok hoş çözümlemelerin olduğu bir kitap. Ankara'da geçiyor olması da ayrı bir hava katmış. Tavsiye edebileceğim güzel bir kitap.

İçinde sekiz tane öykü olan bir öykü kitabı. Öykülerde tasvirler çok kuvvetli. Özellikle insanların hissettikleri duyguları ve insanları çok güzel tasvir etmiş. Öykülerde ise bizim kültürümüzden yani bizden kesitler var. Çok sıcak ve güzel öyküler. Bir çırpıda okuyabileceğiniz güzel bir kitap.

Medine'yi savunması için görevlendirilen Fahrettin Paşa'nın ve Türk askerinin destanıdır bu kitap. Karşılaştıkları her türlü zorluğa karşı cesurca ve sabırla göğüs germiş atalarımızın destanıdır bu kitap. Aylarca açlığa ve susuzluğa dayanmışlar, gerekirse çekirge yemişler, ilaçsız kalmışlar ama yine de Medine'yi bırakmamışlar. Fahrettin Paşa Medine'ye geldiğinde Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)'in mezarında Efendimize Medine'yi bırakmayacağına ve bayrağımızın inmesine izin vermeyeceğine dair söz vermiş ve bu sözü sonuna kadar tutmuştur. Bizlere ders olabilecek ve vatanımızın değerini anlamamız açısından faydalı olacak bir kitaptır. Kitaptan:
Evlatlarım!
Bir söz verdik. 'Kutsal şehri isyancılara vermeyeceğiz' diyerek. Elimizden ne geliyorsa yapmalıyız. Ta ki son mermi, son er ve son kana dek.. Bu azim, bu kararlılık bize dayanma gücü verecektir. Bunu hiç unutmayın! Ümitsiz olmayınız.
Bakın, bayrağımıza iyi bakın. Herhangi bir bayrak değildir o. Şu an devletimizin düşen birçok kalesi var. Ele geçirilen birçok şehri var. Ama burası son kaledir. Devletimizin son direnme noktasıdır. Belki bizim bu gayretimiz diğerlerine de örnek olursa, her yerde ittifak etmiş düşmanlara, yedi düvele karşı koyarız!
Fahrettin Paşa

İki bölümden oluşan bir şiir kitabı. Birinci bölümde şiirler, ikinci bölümde ise şiirsel yazılar mevcut. Zor bir şiir kitabı. Yani birşeyler anlamak için kitaba çok yoğunlaşmak gerekiyor. Yazarın sitesinde kitaptaki şiirlerden ve yazılardan bulabilirsiniz : www.neseyesilova.desenblog.com
"O gece beni ağlattılar. Hani yağmurun bile yağıp yağmama konusunda muallakta kaldığı,rüzgârın bir dalı kıpırdatmaya hicap duyduğu,ayın en dolun hâli olup ki;bundan hayâ edip ışıklarını bulutlarla tülleyip gizlendiği gece.yâr’e ak gelip allara belendiğim gece. Oysa ben firuze,oysa ben – ekrû’nun kırıklığına rağmen- beyaza sevdalanmıştım sırf yâr gelecek diye, üryan geceye adak adandığımı bile bilmeden tevekküle adandığım o meş’um gece ağlattılar firuze…"

Çevirmenin yorumu:
"Ağlamamaya çalışıyorsun. Çünkü çocuk değilsin. On dokuz yaşında bir yetişkinsin. Öyle incinmişsin ki! Kalbin kırılmış!
Hiç doğmamış olmak işi nasıl kolaylaştırırdı..."
Yaratıcılığın sınırlarını durmaksızın zorlayan yazar Joyce Carol Oates'un 2002 yılında tamamladığı Bir Gün Beraber Gideriz'de felsefe öğrencisi bir genç kızın; Anellia'nın kimlik oluşturma süreci anlatılıyor. Yaşıtlarından çok farklı olduğu hemen hissedilen, zeki, duyarlı, saplantılı felsefe öğrencisi Anellia, bir Yunan yurduna kabul edilmek, bir "Kappa Gamma Pi" kızı olmak için canını dişine takar. Aile yaşamındaki sorunlarına kendini sevdirme konusunda duyduğu büyük açlık eşlik eder; bir de ona "Beni sevme" diyen zenci sevgilisiyle yaşadıkları... Anellia'nın öyküsü, felsefeye, ayrımcılığa, varoluş sıkıntısına, genç olmanın ama genç hissetmemenin zorluğuna yaptığı göndermelerle keskin bir edebiyat tadı bırakacak okurun damağında.
- Alev Bulut-
Benim yorumum: Çevirmen güzel değinmiş kitaba.Dediklerine katılıyorum. Yazar, Anellia'nın duygularını ve hissettiklerini o kadar güzel yazıya dökmüş ki, o duyguları özellikle de dışlanmışlık duygusunu aynen yaşayabiliyorsunuz. Kitapta en öne çıkan duygu dışlanmışlık. Kitaba ünlü filozofların düşünceleri serpiştirilmiş. Anlatım ise akıcı ve hiç sıkıcı değildi. Siteye koyduğum ve bu kitaptan olduğunu düşündüğüm alıntılara kitapta rastlayamadım
O alıntıları radikal gazetesindeki bir yazıdan almıştım. Ama yine de kitap güzeldi.