Kategori: Din

Sayfalar: 1 2 >>

13/05/09

Sabitlink 21:41:21, yazar: muradi Email , 68 kelime, 628 kez görüntülenmiş   Turkish (TR)
Kategoriler: Din

Tövbe

Unutmayalım ki,Allah'ın rahmetiyle var edilen cennetin sekiz kapısından biri de tövbe kapısıdır.Diğer kapılar bazen açılır,bazen kapanır ama bilelim ki,tövbe kapısı hep açıktır...

Güneş batıdan doğuncaya dek açık kalacaktır. O kapıdan sakın ola ki yüz çevirmeyelim.

Selim Gündüzalp

SabitlinkSabitlinkYorum yap »

10/05/09

Sabitlink 10:34:26, yazar: muradi Email , 101 kelime, 198 kez görüntülenmiş   Turkish (TR)
Kategoriler: Edebiyat, Din

İki

Allah insana iki kulak, iki göz verdi. Biri ile bu dünyaya bakarsa diğeri ile de ahrete bakmalıdır. Uzanıp elde etmek için iki el verdi, birini bu dünya için kullanırsan diğerini de ahret için kullan. Yürümek için iki ayak verdi, biri ile bu tarafa adım atarsan, diğeri ile de her ne kadar zahmetli olsa da öbür tarafa adım at. Her iki dünyayı da Allah yarattı, birini bulunca koş diğerini de ara.Allah herşeye kâdirdir.

Yusuf Has Hacib,Kutadgu Bilig

SabitlinkSabitlinkYorum yap »

26/04/09

Sabitlink 12:29:02, yazar: muradi Email , 464 kelime, 364 kez görüntülenmiş   Turkish (TR)
Kategoriler: Deneme, Din

O'ndan daha çok kabul eden var mıdır seni?

‘İnsan gerçekten kabul edildiğinde, değişmek için daha çok çaba gösterir’

Çevremizdekileri ve tüm sevdiklerimizi farklı olduklarını bildiğimiz halde,
Yine de eskisi kadar sevebilsek keske…
Keşke, tam da bizim istediğimiz gibi olmadıkları halde,
İlişkimizin daha da renklenebileceğini hissedebilsek,
Ve bunun özgürlüğünü, rahatlığını yasayabilsek,
Keşke karşımızdakini asıl değiştirmenin yolunun,
Onu önce olduğu gibi kabul etmek olduğunu anlayabilsek,
Keşke kabul etmenin aslında onaylamak olmadığını görebilsek.
Oysaki yargılamayla başlayan her diyalog dirençle biter, savunmayla başlar.
Kendin olduğun yerde, ötekini de farkedersin,
Onun duygularına da dokunabilirsin aslında…
Kendini bırakabildiğin sularda, etrafının daha da farkına varırsın,
Daha net görürsün herşeyi...
Kendini seyretmediğin her an,
Aslında sana sunulan her şeyi farkettiğin an oluverir.
Seni gerçekten kabul edebilen birinin yanında öylesine sen olursun ki,
‘Ben’in kendini göstermeye asla ihtiyaç duymaz,
Salarsın kendini güvenli sulara,
Kendi iç sesinin bile daha cok farkına varırsın.
Daha çok dalga geçersin kendinle,
Tüm saçmaladıklarınla seversin kendini.
Tüm geçmiş hatalarınla tanısıp, hesaplaşıp, helallaşip uğurlarsın onları… Sana tüm öğrettikleri için onlara öfke duymak yerine, minnet duyarsın, Camdan fırlatmak yada sonsuz çukurlara gömmek yerine,
Kapıdan yolcu edersin,
Tozlu sandıklarından sürekli çıkarıp karıştırmanın,
Yüreğinin kabuğunu soymaktan, enerjini almaktan başka bir işe, Yaramadığını görürsün.
İnsan bazen bırakabilmeli boşuna yükünü taşıdığı ne varsa,
Gönüllü ya da gönülsüz aldıklarını,
Hayır diyemediği için yaşadıklarını,
Bilmemiş gibi yaptığı tüm bildiklerini...
Oysa ki bırakmadan başlayamazsın, boşaltmadan dolduramazsın yüreğini…
Gerçekten seni kabul eden,
Öylece kabul edebilen birinin yanında,
Her gün yeniden başlarsın yaşamaya…
Her doğan günün sana getireceği hediyeleri beklemeye başlarsın.
Hayat ayaklarının altında kaygan bir zemin olmaktan çıkar,
Bulutların üzerinde bile yürüyecekmişsin gibi güvende hissedersin kendini.
O seni hep duyar, hep kabul eder, nereden geliyor olursan ol.
Tüm bitiremediklerinle ve tüm başlayamadıklarınla kabul eder seni,
Hemde tekrar tekrar.
Her zaman için yeniden başlama fırsatı veren var mıdır Ondan başka…
O seni bekler,
Öğrenmeni de,sevmeni de, görmeni de, anlamanı da bekler.
Ondan daha cok kabul eden var mıdır ?

-Banu YAŞAR-
Psikolog

SabitlinkSabitlink2 yorum »

25/04/09

Sabitlink 21:14:21, yazar: muradi Email , 582 kelime, 246 kez görüntülenmiş   Turkish (TR)
Kategoriler: Din

Veysel Karani Hz.

Hz. Veysel Karani Müslüman olunca yüce peygamberin nurlu yüzünü görebilmek aşkıyla yanar tutuşur. Hz. Veysel Karani, Allah Resulü’nü görme arzusunu birkaç defa pek sevdiği annesine açarsa da, çok ihtiyar ve âmâ (kör) olan annesi, kendisine bakacak kimse olmadığından izin vermez. Hz. Veysel Karani’nin yaşı kırk’ın üzerine gelir. Oğlunun gönlünde patlayan yanardağları çok iyi hisseden anne, çaresiz “Ancak Medine’ye gidip hemen gelmek, Hz. Peygamber’i orada bulamayacak olursa teşriflerini beklemeden dönmek.” Şartıyla kendisine izin verir.

Gönlü Allah aşkıyla, Peygamber muhabbetiyle dolu olan Hz. Veysel Karani, izin alınca durmaz ve Medine yollarına koyulur. Issız vadiler, dağlar, tepeler, kızgın çölleri aşar ve Peygamber beldesi Medine’ye ulaşır. Hz. Peygamber’in evine giden Hz. Veysel Karani, Peygamberimizi evde bulamaz. Peygamber Efendimiz o sırada Tebük Seferi’ndedir. Peygamberimizi bulamayınca çok üzülür. Hz. Veysel Karani, annesine verdiği sözü hatırlar. Hz. Aişe (R.A.)’ye “- Kainatın efendisine selamımı söyleyiniz. Cennet sabahlarını andıran mübarek yüzlerini doya doya görmek isterdim. Lütfen, içimin aşk-ı Muhammed’i (S.A.V.) ile yandığını, gönlümün bitmez niyazını bildiriniz.” Diyerek ayrılır ve tekrar Yemen yolunu tutar.

Peygamber Efendimiz seferden dönünce Hz. Aişe’ye şöyle hitap ettiler:
“- Ya Aişe, evimize hangi ulu kişi geldi? Bu Rahmani kokular, bu İlahi lezzet nedir?
Ey Allah’ın Resulü; Yemen Oymağı’ndan Karen Köyü’nden Üveys adında bir zat sizi ziyarete geldi. Mukaddes Cemâlinizin bağrı yanık aşıklarındanmış. Zat-ı âlinizi bulamayınca çok üzgün bir halde ayrıldı. İşte o adam gittikten sonra evin içinde bu ulvi kokuları hissettim.

* Ya Aişe, sen o zatı gördün mü?

* Evet ey Allah’ın Resulü. Sağ gözümün ucu ile baktım.

* Öyleyse o gözünü bende ziyaret edeyim. Görüşün ve gördüğün mübarek olsun.”

Bir müddet sonra Mescid-i Nebevi’ye geçen Resulullah, Sahabelerine seslendiler;
“ – Müjdeler olsun, Üveys’i gören gözü ziyaret ettim, gelin siz de benim gözümü ziyaret edin.
Ve buyurdular; “Bana Yemen tarafından rahmani kokular geliyor. Şüphesiz tabii’nin en hayırlısı Üveys’tir.”
Resulullah son hastalıklarında Hz. Ömer, Hz. Ali ve Hz. Aişe’ye vasiyet buyurdular :
“ Benden sonra arkamdaki hırkamı, Üveys’e veriniz.”
Yine Resulullah buyurdular :“Benim ümmetimde Üveys adında bir kişi vardır. Kıyamet gününde Rebia ve Mudar Kabileleri’nin koyunları tüyü sayısınca günahlı kişilere şefaat edecektir.”

Resulullah’ı göremeden tekrar Karen’e dönen Hz. Veysel Karani yine deve çobanlığı yapmaya devam eder. Yine Karen halkı ona divane gözüyle bakar ve O’nunla alay ederlerdi. O yine herkesten uzak kendi uzletgah’ında ibadetleriyle meşgul olur, gönlü Allah aşkı, Peygamber sevgisiyle dolar taşardı.

Peygamberimizin vefatından sonra Hz. Ali ve Hz. Ömen Üzeys Hz.’ni bulur ve Peygamberimizin vasiyeti üzerine Hırka-i Şerifi Hz. Veysel Kanani’ye verirler. Peygamberimizin hırkasının Hz. Veysel Karani’ye verilmesinden sonra ve Peygamberimizin O’nun hakkındaki övgülerinin duyulmasından sonra Hz. Veysel Karani’nin gözünde değeri artar, herkes ona hürmet eder.

SabitlinkSabitlinkYorum yap »

17/04/09

Sabitlink 20:47:56, yazar: muradi Email , 182 kelime, 223 kez görüntülenmiş   Turkish (TR)
Kategoriler: Din

Hz. Habibe

Hz. Habibe ise, daha körpecik bir kızken, kâfirlere boyun eğmediği için gözlerine mil çekilerek kör edildi. O sırada bir cariye olan Hz. Habibe, Ebubekir (R.A.) Efendimizin yardımıyla esaretten kurtulduktan sonra, beş yıllık sözlüsünün evlenme teklifine karşı:

—Fahr-i Kâinat (S.A.V ) Efendimiz Mekke sokaklarında çile çekerken, ben evlilik gibi bir dünya zevkini düşünemem, diyebilecek kadar asil bir ruha sahipti.

Efendimiz (S.A.V.) Mekke fethinde kendini karşılayan binlerce insan arasında elinde asâsıyla dolaşan Habibe'yi görünce:

—Habibe, evlâdım, deyiverdi.

Bu, öyle dayanılmaz bir manzara ve öyle hüzünlü bir hitaptı ki, Mekke ufuklarından bütün kâinata yansıdı ve Rahmet-i İlâhiyye, o sevinçli günde Habibe'nin üzülmesine razı olmadı.

Hz. Habibe'nin kızgın demirle oyulan gözleri, bir anda açılıverdi. Ve bu hâdise, Efendimizin (S.A.V.) sayıları binlerle ifade edilen mucizelere denizine bir damla olarak ilâve edildi.

SabitlinkSabitlink1 yorum »

30/03/09

Sabitlink 11:35:33, yazar: muradi Email , 1016 kelime, 586 kez görüntülenmiş   Turkish (TR)
Kategoriler: Deneme, Din

Niye Ben?

"Neden benim başıma geldi?" Bir tek musibet anında seslendiririz bu yakıcı soruyu. "Niye ben?" Hep başkalarına olurdu böylesi şeyler. Öyle olmasına öylesine alışmışızdır ki... Benim değil, "öteki"lerin başına gelir kaza. En fazla bir istatistik rakamı kadar önemsediğimiz uzak yabancılar eksilir hayattan. "Ben" dediğimiz dokunulmazdır. "Ben" öyle sıradan değil(im)dir.

Olağan bir kaza haberinin o hep bildik "ölü sayısı" arasına sıkışmış sıradan bir rakam olamam "ben". Başkası da olabilmesi ihtimali altı milyar kez yüksek iken, niye "ben"im o "biri"?

"Başka bir sürü yerde olabilecekken niye ille de burada çıktı bu yangın?" "Başka milyonlarca insan varken, niye sadece beni seçti bu kurşun?" "Başka sayısız saatler, dakikalar dururken, nasıl oldu da bu ana denk geldi kaza?" "Başka bir dolu seferde olabilecekken, niye bu sefer oldu bu arıza?"

Tuhaf bir yalnızlık içinde buluyor kendini insan başına o "şey" geldiğinde. Etraftaki olağan sesler düşmanlaşıyor, yabancılaşıyor. Araba uğultusu, yağmur şıpırtısı, cep telefonu sesi dalga geçercesine yalayıp geçiyor seni. Sen derin acılar içindeyken, hiçbir şey olmamış gibi yürüyen, kaygısızca konuşan, her günkü gibi koşturan insanlara gücenik bir edayla bakıyorsun: "Nasıl da rahat olabiliyorsunuz böyle? Aşk olsun!" Her şey ve herkes "başka"laşıyor o anda. Yarın senin cenazen olacak, sen eksileceksin sıcacık yuvandan, yavruların "Baba!" dediğinde ömür boyu cevap alamayacak. Ama büyütmeye gerek yok! Sen sadece bir "başkası" dahasın başkalarının gözünde. Bir "başkası"nın daha cenazesini göz ucuyla seyredecek başkaları. Sen uykusuz bir gecenin koynunda, bir yaprak gibi titrerken, başkalarına göre bir "başkası" olan sen sıradan acılardan bir acı yaşıyor olacaksın. Uyuyacak milyonlarcası. Sen ve yakınların gazetelerin üçüncü sayfasında kanlı bir habere konu olmuşken, başkaları katlayıp bir kenara bırakacaklar senin haberini. Başkalarının es geçtiği kadar lüzumsuz bir yer mi işgal ediyorsun ki yeryüzünde? Başkalarının hiç üzülmeyeceği kadar, hiç eksikliğini hissetmeyeceği kadar yersiz bir yerin mi vardı âlemde?

Daha fazla »

SabitlinkSabitlinkYorum yap »

23/12/08

Sabitlink 11:24:21, yazar: muradi Email , 568 kelime, 97 kez görüntülenmiş   Turkish (TR)
Kategoriler: Deneme, Din

Ziyan Malıma Gelsin, Cana Değil

Efendim, kurtların kuşların dilinden anlayan Süleyman aleyhisselama gelen bir meraklı adam yalvarır:

- Ne olur ey Allah'ın Nebisi, bana hayvanların dilini öğret de ne konuştuklarını ben de anlayayım.

Süleyman aleyhisselam, olmaz, der. Sen onların konuştuklarını anlarsan sabredemez, başına bir iş açarsın!.

Ne var ki adam ısrar eder. Süleyman aleyhisselam da ısrarcı adama hayvanların dilini öğretir. Bundan sonra evinin avlusunda oturan adam çöplükteki köpekle horozun konuşmalarını dinlemeye başlar. Bir ara garip sesler çıkaran köpekten şu sözleri duyar: - Horoz kardeş, sen arpayla buğdayla da karnını doyurabilirsin. Biraz ötedeki taneleri yesen de ekmek kırıntılarını bana bıraksan olmaz mı, benim karnım çok aç. Horoz şu cevabı verir: - Sabret köpek kardeş, yarın buraya ağanın ölen eşeğini getirip bırakacaklar, bolca et yer, karnını iyice doyurursun.

Daha fazla »

SabitlinkSabitlinkYorum yap »

14/12/08

Sabitlink 02:19:05, yazar: muradi Email , 86 kelime, 64 kez görüntülenmiş   Turkish (TR)
Kategoriler: Edebiyat, Deneme, Din

Gönül Körlüğü

Göz körlüğü olduğu gibi gönül körlüğü de olur. Gözleri kör olan nasıl elinin en yakınındaki cam parçasını alır, ama az ötedeki elmas da olsa almayı aklına bile getiremezse, gönlü kör olan da eline hemen geçen dünyaya razı olur, ötedeki ahireti unutur. Hatta unuttuğunu unutacak kadar da unutkandır. Hatta neyi kaybettiğini bilmeyecek kadar kayıptadır. Oysa, "sonraki öncekinden hayırlıdır."

Senai Demirci

SabitlinkSabitlinkYorum yap »

01/12/08

Sabitlink 18:43:23, yazar: muradi Email , 100 kelime, 80 kez görüntülenmiş   Turkish (TR)
Kategoriler: Edebiyat, Din

Günün Sözü

"Hep zorluğun ardından kolaylık vardır.Umulan zorlukta da kolaylıkta da doğrudan ayrılmamak. Son uçta zorluk da kolaylık da fanidir."

İnşirah Suresi:

1 - Biz senin için (mutluluğun) göğsünü açmadık mı?

2 - Senden yükünü indirmedik mi?

3 - O senin sırtını ezen yükü.

4 - Senin şanını yüceltmedik mi?

5 - Demek ki, zorlukla beraber bir kolaylık vardır.

6 - Evet, zorlukla beraber bir kolaylık vardır.

7 - O halde boş kaldın mı, yine kalk (başka bir iş ve ibadetle) yorul.

8 - Ancak Rabbine yönel.

SabitlinkSabitlinkYorum yap »

17/11/08

Sabitlink 00:11:03, yazar: muradi Email , 53 kelime, 161 kez görüntülenmiş   Turkish (TR)
Kategoriler: Din

Maun Suresi

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla.
1. Dini yalanlayanı gördün mü?
2. İşte o, yetimi itip kakar;
3. Yoksulu doyurmaya teşvik etmez;
4. Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki,
5. Onlar namazlarını ciddiye almazlar.
6. Onlar gösteriş yapanlardır,
7.Ve hayra da mâni olurlar.

(Diyanet Vakfı Meali)

1 2 >>

Ağustos 2010
P.tes Salı Çrş Prş Cuma C.tes Pzr
 << <   > >>
            1
2 3 4 5 6 7 8
9 10 11 12 13 14 15
16 17 18 19 20 21 22
23 24 25 26 27 28 29
30 31          

Arama

XML Kaynağı

Linkler

istatistikler

This blog has 395 posts and 222 comments spanning a range from 01/11/06 to 06/06/10. The total number of words in all posts is 111,440 and the total number of views for individual posts is 82,717.

En Çok Yorumlananlar

En Çok Görüntülenenler

En Uzun Gönderiler

Poll

Blogumuzu begeniyor musunuz?

View Results

Kimler Online

  • Ziyaretçiler: 1
powered by b2evolution
Free Counter, Page Counte			r

Add to Technorati Favorites